Osmanlı'da Ulûm-i Arabiyye: Âlimler, Eserler ve Meseleler

3 December 2020
16:34

İSAR Osmanlı’da İlimler Sempozyumu Dizisi-VI

Osmanlı'da Ulûm-i Arabiyye: Âlimler, Eserler ve Meseleler

İslam kültür ve medeniyetine dair akademik çalışmalara hâkim olan yerleşik anlayış, İslam düşüncesinin ortaçağdan itibaren üretkenliğini yitirdiği varsayımına dayanmaktadır. Bu bakış açısının bir neticesi olarak, ortaçağdan modern dönemlere kadar süren Osmanlı devrinin İslami ilimler alanında en iyimser ifade ile durağan bir periyot olduğu kabulü yaygınlaşmıştı. Ancak son yıllarda yapılan revizyonist/eleştirel çalışmalar bu kabulleri sorgulamaya başlamıştır. Osmanlı dönemi İslam bilgi ve kültür birikimi, üretkenlik ve durağanlık gibi indirgemeci kavramsallaştırmaların ötesinde bu geleneği kendi bağlamından anlamaya dönük çalışmalara ihtiyaç duymaktadır. İSAR, bu yaklaşımın bir uzantısı olmak üzere Osmanlı ilim geleneğini çok katmanlı bir anlayışla ele alarak, onu hem İslami ilimler geleneğinde hem de dünya düşünce tarihi bağlamında, yerini yeniden tanımlamayı hedefleyen ilmî toplantılar serisi tasarlamıştır. Serinin ilk beş sempozyumu, kelam, fıkıh, tasavvuf, tefsir ve hadis ilimlerine tahsis edilmişti. Altıncısı ise, Osmanlı döneminde Ulûm-i Arabiyye konusunda düzenlenecektir.

Hicrî ilk asırda fetihlerle birlikte Arapların farklı milletlerle karışmaları sonucu dilde görülen bozulmalara çözüm bulmak, Kur’ân-ı Kerîm’in ve hadislerin doğru bir şekilde anlaşılmasını ve intikalini sağlamak gibi hedeflerle başlayan Arap diline yönelik çalışmalar zaman içerisinde birçok disipline ayrılmıştır. Dil ilimlerinin kuruluş aşamasında yürütülen derleme faaliyetleriyle birlikte lügat, sarf, nahiv, aruz, belâgat ve edebiyat alanlarında erken dönemlerde eserler verilmeye başlanmış ve zamanla her bir disiplinle ilgili oldukça geniş bir literatür ortaya çıkmıştır.

İkinci asırda ise Sîbeveyh’in el-Kitâb’la en önemli ürününü veren nahiv çalışmaları, Basra ve Kûfe’de neş’et eden dil ekollerinin temsilcileri tarafından sürdürülmüş ve sahayla ilgili muhtasar ve mufassal pek çok eser kaleme alınmıştır. Sarf ve nahiv sahasında ders kitabı olarak okutulan ve medrese müfredatına giren eserler, tarih boyunca ilgi odağı olmuş, özellikle müteahhir dönemde daha çok bu tür eserler üzerine şerh ve hâşiyeler kaleme alınmıştır. Osmanlı döneminde ve coğrafyasında da söz konusu sahada kesintisiz bir şekilde farklı hacimlerde ve işlevlerde çok sayıda eser verildiği görülmektedir. Bu eserler ilim dünyasının ilgisini çekiyor olsa da günümüzde pek çoğu el yazma hâlinde bulunmakta; tahkik ve tahlil çalışmalarını beklemektedir. Bu bağlamda Osmanlı eğitim tarihi, bize Arapçanın Arap olmayanlara öğretim tarihini de okuma ve değerlendirme imkânı sunmaktadır.

Belâgat ilmi de Osmanlı’da Abdülkâhir el-Cürcânî, Sekkâkî ve Kazvînî çizgisinin tevarüs edilip geliştirildiği önemli sahalardan biri olmuştur. Sekkâkî’nin Miftâhu’l-Ulûm adlı eserinin belâgatle ilgili üçüncü kısmı, Kazvînî’nin Telhîsu’l-Miftâh’ı, bu eserler üzerine Teftâzânî, Seyyid Şerîf Cürcânî ve İsferâyînî gibi âlimler tarafından yazılan şerh ve hâşiyeler etrafında geniş bir literatür oluşmuştur. Osmanlı havzasında belâgat ilmine dair çalışmalar ve tartışmalar, bazı müstakil eser telifleri görülmekle birlikte, genellikle bu şerh ve hâşiyeler üzerinden sürdürülmüştür. Henüz tam bir envanteri bile çıkarılmamış olan Osmanlı belagat literatürünün aydınlatılması, belagat ilminin tarihinde görülen bir boşluğu dolduracaktır.

Osmanlı döneminde Arapça-Türkçe ve Türkçe-Arapça farklı boyutlarda manzum ve mensur çok sayıda sözlük telif edilmiştir. Bir kısmı hâlâ el yazması olarak bulunan bu eserlerle ilgili çalışmalar, hem Arap dili hem de Türk dili alanlarında bize yeni ufuklar kazandırabilecek verimli bir sahadır. Türkçe ile en fazla etkileşime giren dillerden biri Arapçadır. Bu bağlamda yapılacak karşılaştırmalı çalışmalar ve Osmanlı döneminde Arapçadan Türkçeye veya Türkçeden Arapçaya yapılan tercümeler, çeviribilim sahası için zengin bir malzeme sunacak kapasitededir.

Vazʻ ilmi, belagat, sarf, nahiv gibi ilim dallarına dair telif edilen eserler, günümüzde dil felsefesinin ve dilbilimin tartışma konularını oluşturan bazı meselelerin Osmanlı havzasında da tartışıldığını göstermektedir. Bu bağlamda bu eserlerle ilgili yapılacak çalışmaların bu zengin mirasın günümüzün dil çalışmalarına yeni katkılar sağlayabilecek bir derinliğe sahip olduğunu gözler önüne serecektir.

Özetle Osmanlı’da Ulûm-i Arabiyye ile ilgili âlimler, eserler ve meseleler üzerine yapılacak olan bu sempozyum, Osmanlı geleneğinin Arap dili ile alakalı bilgi alanlarına yapmış olduğu katkıları ortaya koymayı hedeflemektedir.

 

Bağlantı linki sempozyumdan önce paylaşılacaktır.

Tebliğ kitapçığı için tıklayınız.

Sempozyum programı için tıklayınız.